MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ
ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ
Seminer Duyuruları ve Bölümümüzde Verilen Seminerler

Seminer No: 2018-117

Seminer Başlığı

Atıksu Arıtma Çamuru ve Zirai Atıkların Birlikte Kompost Olarak Kullanılabilirliği

Semineri Sunan

Ümmügülsüm GÜNAY

168228001004

Danışman Adı

Prof. Dr. Şükrü DURSUN

Seminer Yeri ve Zamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

24/01/2018

11:20

Seminer Özeti

Arıtma çamurlarının kompostlaştırılması üzerine yapılan çalışmalar dünya genelinde yaygın olarak kullanılmasına rağmen Türkiye’de kullanımı yok denilecek kadar azdır. Arıtma çamurlarının tarlalarda kullanımı ile hem toprak için gerekli elementler sağlanırken hem de çamurun bertaraftı sağlanacaktır.

Konya ovasındaki mısır ekim alanları geniş bir alan kaplamaktadır. Uygun olmayan üretim teknikleri sonucunda toprak kalitesi bozulmakta, toprak organik maddesi azalmakta, toprak içerisinde su, hava ve bitki besin maddesi hareketi engellenmekte ve bitki gelişimi zarar görmektedir. Tarımsal alanlarda organik madde azalmasının başlıca nedeni oksidasyon sırasında karbonun atmosfere salınmasından kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda toprağa kaybettiği karbonu, artıma çamuru ve zirai atıklarla elde edilecek olan karbon sağlamaktadır. Zirai atık olarak kullanılacak mısır atığından sağlanacak olan organik madde toprakta iyi bir agregatlaşma sağlayarak toprak verimini arttıracaktır.

Bu çalışma ile, Konya Kapalı Havzasında (KKH) evsel nitelikli stabilize olmuş arıtma çamurlarının (biyokatıların), arazi iyileştirilmesinde kompostlaştırma teknikleriyle kullanılabilirliğinin ortaya konulması ve geri kazanımı amaçlanmıştır. Ayrıca havzada yoğun tarımın yapıldığı arazilerde genellikle tarımsal atıklardan mısır, ayçiçeği ve bazı dönemlerde hububat atıklarının hasat sonrası anızlarının yakıldığı bilinmektedir. Bu tarımsal atıkların organik karbon miktarının toprağa geri kazandırılması gerekmektedir. Organik maddece yoksun, marjinal yarı kurak alanlarda, biyokatıların tarımsal atıklar ile birlikte kompostlaştırılmasıyla topraklarda karbon ve azot mineralizasyonunun sağlanması, organik madde muhtevasının artırılması, agregat stabilitesinin artırılması ve nihayetinde anız yakılmasının azaltılması beklenmektedir.

Anahtar Kelimeler

Arıtma çamuru, geri dönüşüm, kompost, mısır sapı, organik madde, toprak kalitesi

 

 

Seminer No: 2018-116

Seminer Başlığı

Su Arıtımında Yeşil Kimya Uygulamaları

Semineri Sunan

Nur Eda EVLİYAOĞULLARI

168228001012

Danışman Adı

Yrd.Doç.Dr. Sezen KÜÇÜKÇONGAR

Seminer Yeri ve Zamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

24/01/2018

11:00

Seminer Özeti

Yeşil kimya, tehlikeli maddelerin oluşumunu ve kullanımını azaltan veya bertaraf eden kimyasal ürünlerin ve süreçlerin tasarlanmasıdır. Bir kimyasal ürünün tasarımı, üretimi, kullanımı ve nihai bertarafı şeklinde onun yaşam çevrimi boyunca uygulanmaktadır ve aynı zamanda sürdürülebilir kimya olarak da bilinir. Yeşil kimyanın temel prensipleri; kirletip temizlemek yerine kirletmekten kaçınmanın hedeflenmesi, maksimum atom ekonomisi sağlanması, toksik madde içermeyen güvenli kimyasalların kullanılması ve üretilmesi, destek maddelerin (çözücüler, ayırıcı maddeler) kullanımının mümkün olduğunca minimum düzeye getirilmesi, kimyasal işlemlerin gerektirdiği enerjinin çevresel ve ekonomik etkilerinin belirlenmesi ve minimuma indirilmesi, mümkün olduğu sürece uygun sıcaklık ve basınçta sentetik metotların uygulanması, kullanılan ham materyal, teknik ya da ekonomik açıdan mümkün olduğunda atılmak yerine yenilenebilir olması, gereksiz türevleştirmenin mümkünse en aza indirilmesi ya da hiç yapılmaması, katalitik belirteçlerin stokiyometrik belirteçlerden daha üstün olduğunu bilinmesi, işlevleri sonunda zararlı ürünlere dönüşmeyecek ve çevrede kalıcı olmayacak şekilde dizaynının yapılması, tehlikeli maddelerin oluşumundan önce üretim sürecinin sürekli izlenmesine ve kontrol edilmesine olanak sağlayacak ileri analitik yöntemlerinin geliştirilmesine çalışılması ve kimyasal süreçte kullanılan maddeler ve maddenin biçimi patlama veya yangın dahil olmak üzere kimyasal kaza olasılığını en aza indirilebilmesinin seçilmesidir. Bu nedenle özellikle yoğun kimyasal madde tüketiminin söz konusu olduğu su arıtımı çalışmalarında yeşil kimyanın temel ilkelerinden faydalanılması çevre ve toplum sağlığı açısından önem arz etmektedir. Bu seminer çalışmasında su arıtımında yeşil kimya prensiplerinin uygulamalarının yapıldığı çalışmalar incelenmiştir.

Anahtar Kelimeler

Yeşil kimya, su arıtımı, kimyasal arıtım, sürdürülebilirlik.

 

 

Seminer No: 2018-115

Seminer Başlığı

Pirinanın pirolizi ile zeytin endüstrisinde sürdürülebilir atık yönetimine yönelik bir yaklaşım

Semineri Sunan

Gamze DİNÇ

168228001001

Danışman Adı

Doç.Dr. Esra YEL

Seminer Yeri ve Zamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

23/01/2018

11:00

Seminer Özeti

Dünya’da zeytinyağı üretim ve tüketim miktarı oldukça yüksektir. En fazla üreten ülkeler arasında sırasıyla İspanya, İtalya, Yunanistan ve Türkiye yer almaktadır. Zeytinyağı üretim sürecinde, zeytinden yağın çıkarılması için farklı teknolojiler kullanılıyor olmasına rağmen, hepsinde ortak olarak iki atık türü ortaya çıkmaktadır: karasu ve pirina. Her iki atık da karakteristik özelliklerinden dolayı, su ekosisteminin bozulması, toprak, yeraltı ve yüzey sularının kalitesinin bozulması gibi çevresel etkilere sebep olmakta ve özellikle Akdeniz ülkelerinin çözüm bulmaya çalıştığı en önemli çevre problemleri arasında yer almaktadır.  Bu nedenle, zeytinyağı üretim atıklarının yönetiminde uygun bertaraf metodunun seçilmesi oldukça önemli bir konudur. Fakat, sadece uygun bertaraf yönteminin seçimi, iyi bir atık yönetimi için yeterli değildir. İyi bir atık yönetiminde, var olan atık problemini çözmenin yanı sıra yeni bir atık problemine sebep olmamak da oldukça önemlidir. Bu sebeple, seminer kapsamında zeytinyağı üretimi sırasında ortaya çıkan pirinanın bertarafında yaygın olarak kullanılan yöntemler, bu yöntemlerin uygulanabilirlikleri, avantaj ve dezavantajları özetlenmiş, pirina pirolizi ise detaylıca anlatılmıştır. Bunlara ilaveten, sıfır atıkla zeytinyağı üretimini sağlamayı hedefleyen döngüsel proses ve yapılması planlanan tez konusu anlatılmıştır.

Anahtar Kelimeler

Döngüsel proses, Ön işlem, Pirina, Piroliz, Sürdürülebilir atık yönetimi

 

 

Seminer No: 2018-114

Seminer Başlığı

Atık Plastikler: Bazı Alternatif Geri Dönüşüm Yaklaşımları

Semineri Sunan

Sofia SAFİ

168228001021

Danışman Adı

Doç.Dr. Esra YEL

Seminer Yeri ve Zamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

23/01/2018

10:30

Seminer Özeti

Plastikler günümüzde yaşam standartlarını değiştirmede büyük rol oynamaktadır. İnşaat, sağlık, elektronik, otomotiv, ambalajlama ve birçok diğer sektörde ürünlerin yenilenmesi anahtarıdır. Piyasada çeşitli polimerler/plastik esaslı malzemelerin yanı sıra bunların bir de atıkları bulunmaktadır. Plastiklerin 6 ana ailesi: Yüksek Yoğunluklu Polietilen (HDPE), Düşük Yoğunluklu Polietilen (LDPE), Polipropilen (PP), Polistiren (PS), Polietilen Tereftalat (PET) ve Polivinil klorür (PVC)’dür. Dünya nüfusunun hızlı büyümesi ve yaşam standartlarının yükselmesi nedeniyle plastiğe olan talebin sürekli artması, her yıl çevrede atık birikiminin artmasına yol açmaktadır. Plastik atıkların bertarafı için düzenli depolama, yakma, enerji üretimi yöntemlerinin yanısıra geri dönüşüm önem taşımaktadır. Plastiklerin geri dönüşümü birincil (tekrar ekstrüzyon), ikincil (mekanik), üçüncül (kimyasal) ve dördüncül (enerji geri kazanım) olarak uygulanmaktadır. Sülfonasyon/sülfolama, bir kimyasal geri dönüşüm olarak, daha yüksek iletkenlik, termal kararlılık, su emme, biyouyumluluk, iyon değişimi kapasitesi, şişme vb. gibi endüstri tarafından arzu edilen bazı özelliklerin elde edilmesi ve polimerlerin yüzey özelliklerini değiştirmek için yaygın yöntemlerden biridir. Plastik yıkama ön işlemi atık plastik üzerindeki safsızlıkların giderilmesi ile geri dönüşüm prosesinin performansını etkilemektedir. Bu sebeple bazı dönüşüm proseslerinde yıkama uygulanmaktadır. Bu işlem sonucunda açığa çıkan atıksuların çevresel zararlarını önlemek için de ayrı bir çözüm üretilmesi gerekmektedir. Sülfolanmış plastiğin kullanımına yer veren çözümler aynı zamanda plastiğin hem alternatif geri dönüşüm yöntemini geliştirmiş olacak, hem de döngüsel sistemi oluşturabilecektir.

Bu bilgilerden hareketle, sunulacak olan bu seminerde öncelikle PS ve PET plastikler olmak üzere uygulanabilen geri dönüşüm/kazanım teknikleri, sülfolama uygulamaları, sülfolama ürünlerinin kullanım alanları, atık plastik yıkama işlemi ve atıksuları üzerine bilgi verilecektir. Bu bilgilerden hareketle planlanan tez çalışması ve bu çalışma kapsamında uygulanacak arıtım işlemlerinden bahsedilecektir.

Anahtar Kelimeler

Atık Plastikler; Geri dönüşün; Plastik yıkama atıksuyu; Sülfonasyon

 

 

Seminer No: 2018-113

Seminer Başlığı

Türkiye’de Kuraklık Trend Analizi

Semineri Sunan

Alev KOYUNCU

158228002003

Danışman Adı

Yrd. Doç. Dr. Selim DOĞAN

Seminer Yeri veZamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

19/01/2018

11:40

Seminer Özeti

Belirli miktardaki yağışın belirli zaman periyodu içerisinde bir bölgeye düşmemesi kuraklık olarak tanımlanabilir. Kuraklık yarattığı ciddi etkiler ile diğer doğal afetlerden farklıdır. Yavaş yavaş kuvvetini artırır ve olay sona erdikten sonra bile etkisini devam ettirebilir. Bu etkileri ile kuraklığın karakteristik yapısı incelenmek istenmiştir. Böylelikle meteorolojik kuraklığın analizi için birçok indeks geliştirilmiştir. Bu indeksler standartlaştırılmış yağış indeksi, Çin Z indeksi, efektif kuraklık indeksi, normal yağış yüzdesi, yağış kuyrukları ve Z skorudur. Seminer çalışmasında bu indekslerin birbirlerine göre avantaj ve dezavantajları aktarılacaktır. Bu kapsamda, yağış eksikliğinin farklı zaman dilimlerindeki değişkenliğini ve veri eksikliğini tolere edebilen, kuraklığın izlenebilirliğin açısından güvenilir ve mantıklı sonuçlar ile yaklaşım sunan standartlaştırılmış yağış indeksi, Çin Z indeksi, efektif kuraklık indeksi seçilmiştir. Bu metotlardan oluşan yeni yağış girdileri ile kuraklığın parametreleri tanımlanacaktır. Kuraklık parametreleri kuraklığın süresi, şiddeti, genliği, keskinliği, geri dönüş periyodu ve frekansıdır. Tanımlanan kuraklık parametrelerinin aylık zaman adımlarında trend analizlerinin gerçekleştirilmesi öngörülmektedir. Bir çok metodu içeren trend analizleri parametrik ve parametrik olmayan yöntemler olarak ikiye ayrılmaktadır. Kuraklıkta normal dağılıma sahip olmayan yağış verileri nedeniyle parametrik olmayan trend analiz metotları kullanılacaktır. Bu metotlar, Mann-Khendall, Sen-T, Sen-T eğim ve Sphermen Rho metotlarıdır.

Anahtar Kelimeler

Kuraklık, SPI, EKİ, ÇZİ, Kuraklık parametreleri

 

 

Seminer No: 2018-112

Seminer Başlığı

Kuraklık Hassasiyet İndeksinin Standartlaştırma İşlemi

Semineri Sunan

Sinan ATEŞ

158228002002

Danışman Adı

Yrd.Doç.Dr. Selim DOĞAN

Seminer Yeri veZamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

19/01/2018

11:20

Seminer Özeti

Son yıllarda artan nüfus yoğunluğu ve hızlı gelişen sanayi nedeniyle suya talebin artması sonucu kuraklık çalışmaları ön plana çıkmaktadır. Kuraklık; ekonomi (ürün verimi, çiftlik hayatı, büyüme ve gelişme düşüklüğü), toplum (gıda kıtlığı, insan ölümleri, sivil karışıklık, büyük göçler) ve çevre (hayvan ölümleri, rüzgar ve su erozyonu, su kalitesinin etkilenmesi) üzerine direk ve dolaylı olarak etkiye sahiptir. Kuraklığın insanlar ve kaynaklar üzerine etkisini azaltarak uygulanabilir planlama yapabilmeleri için karar vericilerin meteorolojik, hidrolojik, tarımsal ve sosyal bilgilere ihtiyacı vardır. Uluslararası çalışmalar; kuraklık durumunda bölgenin hassasiyetine bağlı olarak olası etkilerin sosyoekonomik ve çevresel duruma göre farklılık göstereceğini belirtmektedir. Bu durum kuraklık hassasiyet çalışmalarının önemini artırmıştır. Kuraklık hassasiyetin tanımlanması bölgeye özgü yaşam standardı, üretim sistemi ve ekonomi gibi çoklu değişkenlere bağlı olması nedeniyle zordur. Akademik çalışmalarda kuraklık hassasiyet değerlendirmesi için farklı tanımlar olmasına rağmen değerlendirmenin temeli bölgeye özgü seçilen sosyo-ekonomik, fiziksel ve altyapısal parametrelere bağlıdır. Çalışmalarda kullanılan bazı parametreler; nüfus yoğunluğu, yoksulluk sınırı, kuru tarım yapılan alanın toplam tarım alanlarına oranı, sulama yöntemi, kadın erkek oranı, kişi başı enerji kullanımı, tarımsal gelir, tarımsal olmayan gelir, tarımın gayri safi milli hâsıladaki yüzdesi, kuraklığa dayanıklı ürün kullanımı, buharlaşma, tarım sigortası, ürün market değeridir. Çalışmalarda bu parametreler, sadece çalışma bölgesi içerisinde kıyaslanabilmektedir. Ancak farklı bölgelerde yapılan çalışmaların veri ve ağırlık farklılığı nedeniyle kıyaslanabilirliği bulunmamaktadır.

Planlanan bu çalışmada, uluslararası çalışmalarda kullanılan kuraklık hassasiyete etki eden faktörlerin verileri uygun normalizasyon yöntemi belirlenerek kıyaslanabilir hale getirilecektir. Bu veriler için belirlenecek olan ağırlıklı katsayı yöntemi de ortaya konularak standartlaştırması yapılıp tüm dünya için kullanılabilir bir kuraklık hassasiyet indeksi oluşturulacaktır.

Anahtar Kelimeler

Kuraklık hassasiyeti, Standardizasyon, Veri normalizasyonu, Kuraklık hassasiyet indeksi

 

 

Seminer No: 2018-111

Seminer Başlığı

Evsel/Kentsel Atıksularda Membran Proseslerle Mikrokirleticilerin Giderimi

Semineri Sunan

Kaan Batuhan NAS

158228001010

Danışman Adı

Prof.Dr. Bilgehan NAS

Seminer Yeri ve Zamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

05/01/2018

15:30

Seminer Özeti

Su kaynakları; artan nüfus, gelişen teknoloji ve endüstrileşme, artan kuraklık ve aşırı tüketim ile; sayısı ve türü günden güne artan kirleticiler nedeniyle büyük bir risk altındadır.  Bu risk, özellikle su kaynaklarının içme suyu amaçlı kullanılması ve kirleticilerin sucul ekosisteme etkileri nedeniyle dikkate değer bir şekilde artmaktadır.  Artan talebe karşılık tatlı su kaynaklarını yenileyip artırmak teknik ve ekonomik açıdan sınırlayıcı olduğu için sürdürülebilir kalkınmayı sağlayabilecek çözümlere ihtiyaç vardır.

Bu bağlamda “temiz su kaynaklarını korumanın ilk yolu atıksuların geri kazanma ile başlar” düşüncesi ile arıtılmış atıksuların geri kazanımı ve birçok farklı amaçlı geri kullanımı için son yıllarda çalışmalar ve uygulamalar artırılmıştır.  Atıksuların arıtıldıktan sonra geri kazanımını sınırlayan en önemli unsurlardan biri arıtılmış su içerisinde bulunan mikrokirleticilerdir.

Bu kirleticilerin giderilmelerine ve akıbetini belirlemeye yönelik çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Dolayısıyla bu seminerde mikrokirleticilerin sınıflandırılması yapılarak kaynakları, giderim yöntemleri anlatılacaktır.

Mikrokirleticilerin gideriminde etkin proseslerden biri de membran proseslerdir. Konya AAT’ne kurulan ve arıtılmış atıksulardaki mikrokirleticileri giderme verimi araştırılan Membran proseslerin işletilmesi (UF, NF, RO) seminer kapsamında incelenecek ve membran proseslerin farklı mikrokirleticileri giderme verimleri tartışılacaktır.

Anahtar Kelimeler

Mikrokirleticiler, Membran Prosesler, Atıksu Arıtımı, Atıksuların Yeniden Kullanımı

 

 

Seminer No: 2018-110

Seminer Başlığı

Atıksularda ve Çamurda Mikrokirleticilerin Tayininde Ön İşlemler ve GCMS İle Analizi

Semineri Sunan

Ayşe Hümeyra KAPLAN

168228001001

Danışman Adı

Prof.Dr. Bilgehan NAS

Seminer Yeri ve Zamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

05/01/2018

15:00

Seminer Özeti

Nüfus artışı ve kuraklıklarla birlikte atıksuların arıtılması, geri kazanımı ve yeniden kullanımı oldukça önem kazanmıştır. Son yıllarda Su Çerçeve Direktifi (SÇD) kapsamında hızla yapılan çalışmalara paralel olarak arıtılmış kentsel atık suların yeniden kullanılabilmesi amacıyla mikrokirleticilerin varlığının tespiti ve kontrolüne yönelik teknolojik çözümlerin geliştirilmesi de gerekmektedir. Ancak, su içerisindeki mikrokirleticilerin (MK) varlığı ve dirençli yapıları bu suların yeniden kullanımını sınırlandırmaktadır. Bu sebeple atık suların yeniden kullanımında mikrokirleticilerin tayin edilebilmesi, deşarj standartlarının ve arıtma sistemlerinin geliştirilebilmesi önem arz etmektedir.

Seminerde, SÇD’de belirtilen ve AB düzeyindeki öncelikli maddeler listesinde yer alan MK’den bazı grupların tayininde yapılması gereken ön işlemler ve kirleticilerin GCMS ile analizi incelenecektir.

Konya kentsel atıksu arıtma tesisinden alınan numunelerde MK tayininde uygulanan prosedür değerlendirilecektir.

Anahtar Kelimeler

Atıksu Arıtımı, Mikro Kirletici Ölçüm Teknikleri, Mikrokirleticiler, Su Çerçeve Direktifi

 

 

Seminer No: 2018-109

Seminer Başlığı

Sızıntı Suyunun Arıtımında Membran Proseslerin Değerlendirilmesi Ve Ters Osmoz Sistemi Uygulamaları

Semineri Sunan

Aslıhan Bilen

168228001006

Danışman Adı

Prof. Dr. Bilgehan NAS

Seminer Yeri ve Zamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

05/01/2018

14:30

Seminer Özeti

Ülkemizde evsel atıkların bertarafında yaygın olarak depolama yöntemi tercih edilmektedir Düzenli Depolama, diğer yöntemlere göre daha basit, ekonomik ve hızlı uygulanabilen bir bertaraf yöntemi olmasının yanı sıra, özellikle depo gazı ve sızıntı suyu yönetimi gibi önemli bileşenleri ihtiva etmektedir. Sızıntı suyu, düzenli depolama sahalarında atık muhtevasından kaynaklanan ve depo alanlarına ulaşan yağmur sularının atık içerisinden süzülmesi ile oluşur. Çöp depolama alanlarında oluşan sızıntı suları, kirlilik yükü çok yüksek atık sulardır ve arıtımı evsel atıksulara göre oldukça zor ve karmaşık bir proses gerektirir.

Sızıntı suyu için biyolojik arıtma, fizikokimyasal arıtma ve membran yöntemiyle arıtma olmak üzere çeşitli arıtma yöntemleri geliştirilmiştir. Bu yöntemlerden her çöp yaşına uygun ve en yüksek verim elde edilen membran filtrasyon yöntemleridir.

Seminerde, sızıntı sularının arıtımında membran prosesler tartışılarak, ülkemizde uygulamaları da bulunan sızıntı suyu arıtımında ters osmoz yöntemi değerlendirilecektir.

Anahtar Kelimeler

Katı Atık, Sızıntı Suyu, Membran Prosesler, Ters Osmoz

 

 

Seminer No: 2018-108

Seminer Başlığı

Et ve Süt Ürünleri Tesislerinde Arıtılmış Atıksuların Yeniden Kullanımı

Semineri Sunan

Cemre YILMAZ

168228001011

Danışman Adı

Prof. Dr. Bilgehan NAS

Seminer Yeri ve Zamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

05/01/2018

14:00

Seminer Özeti

Güncel konulardan biri olan su kıtlığı giderek artmaktadır. Dünya da ki su yüzdesi fazla olmasına rağmen kullanılabilir su oranı oldukça düşüktür. Sanayiler, su tüketiminin en fazla olduğu alanlardan biridir. Ham madde işleme, yıkama vb. işlemler için su tüketiminin en fazla olduğu endüstrilerden biri gıda endüstrilerinden et ve süt ürünleri tesisleridir. Birçok ülkede süt endüstrisi genel olarak gıda tesislerinde atıksuyun en büyük kaynağı olarak düşünülmektedir. Atık su arıtım standartlarının geliştirilmesinin önemi konusunda farkındalık arttıkça, süreç gereksinimleri gittikçe sıkı hale gelmiştir.

Süt endüstrisi önemli çevresel sorunlarla yaygın olarak ilişkili olmamasına rağmen, özellikle süt kirleticileri ağırlıklı olarak organik kökenli olduğu için çevresel etkisi sürekli olarak değerlendirilmelidir. Gıda endüstrisindeki atık su, yüksek konsantrasyonlar da BOİ5, katı yağlar, askıda katı maddeler ve değişken pH ile karakterize edilir.

Sanayide su kullanımı ve arıtılmış atıksuların gerek prosesde gerekse proses dışı kullanımı günümüzde su kıtlığı çeken ülkelerde ve suyun maliyetinin yüksek olduğu alanlarda önem kazanmıştır.

Geri kazanılan suyun, gıda üretimi kalite standartları açısından üretim aşamasında kullanması için gereken standart ve uyumluluğunun, tesis içerisinde yeşil alan, tarımsal sulamada, temizlik, peyzaj, araç yıkama, saha temizliği bölgelerinde kullanımının sağlanabilirliği ile ilgili bilgiler seminerde sunulacaktır.

Anahtar Kelimeler

Atıksu, atıksu yeniden kullanımı, geri kazanım, sulama suyu kalitesi, süt endüstrisi, et endüstrisi

 

 

Seminer No: 2018-107 

Seminer Başlığı

Buğdayda Kalıntı Pestisit ve Pestisit Toksisitesinin Değerlendirilmesi

Semineri Sunan

Zabit ÖZCAN

158228002007

Danışman Adı

Yrd.Doç.Dr. Süheyla TONGUR

Seminer Yeri veZamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

04/01/2018

13.30

Seminer Özeti

   Pestisit  zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddelerden oluşan karışımlardır. Pestisitler, kimyasal bir madde, virüs ya da bakteri gibi biyolojik bir ajan, antimikrobik, dezenfektan ya da herhangi bir araç olabilir.Pestisitin çevre ve insan sağlığı açısından zararlı olması çevre mühendisliğinde araştırma konusu olmasına sebep olmuştur.Bu çalışmanın bir kısmında pestisitin buğdaydaki kalıntı değerleri laboratuar çalışmasıyla belirlenip değerlendirilecektir çalışmanın diğer kısmında ise pestisitlerin canlılara toksiklik derecesi laboratuar çalışmasıyla belirlenecektir.Kalıntı bir işlem veya süreç sonucunda arta kalan şey; artık, bakiye anlamına gelirken toksisite ise herhangi bir maddenin zehir etkisi gösterme derecesi; zehirleme yeteneği anlamına gelmektedir.Araştırmalara göre pestisitin tahıllar,meyve ve sebzelerdeki kalıntı değerleri ve toksiklikleri insana ve çevre sağlığına zarar verecek şekilde değerlere ulaştığı ortaya konmuştur.Yapılan çalışmalara göre aldrin vb. pestisitler zararlarının yüksek derecelere ulaştığından dolayı kullanımı yasaklanmış bazı pestisitlerin ise kullanımına kısıtlama getirilmiştir.

  Bu çalışmada, Türkiye’nin en geniş ve önemli tahıl üretim alanı olan Konya bölgesindeki buğdaylarda organik klorlu pestisit kontaminasyonu gaz kromatoğrafik yöntemle belirlenecektir. Sonuçlar Avrupa Birliği (EC) Direktifleri ve WHO/FAO’ya göre değerlendirilecektir. Çalışmada kullanılan numuneler bu bölgedeki çiftçilerden temin edilecektir.Pestisitler, günümüzde modern tarım için vazgeçilmez unsurlardan biridir.Ancak kontrolsüz ve aşırı miktarda kullanılan pestisitler birçok çevre kirliliğine sebep olmaktadır.Pestisitlerin ayrıca depolanması ve artan ilaçların bertarafı  sırasında yapılan yanlışlıklar nedeniylede çevre kirliliği oluşmaktadır.Bu durumlar nedeniyle pestisitler bir çok canlı üzerinde toksik etkiye sahiptir.Çalışmamızda pestisitlerin toksik analizi yapılıp değerlendirilecektir.Pestisitlerin her açıdan incelenmesi bu çalışma için özgünlük arz etmektedir.Ayrıca bu çalışmanın sonuçları gıda,biyoloji,tıp gibi bilimlere de ışık tutmaktadır.

Anahtar Kelimeler

Buğday, Kalıntı, Pestisit, Toksisite

 

 

Seminer No: 2018-106

Seminer Başlığı

Türkiye Kıyı Akiferlerinde Deniz Suyu Girişiminin Önlenmesinde Arıtılmış Atıksuların Kullanım Potansiyeli

Semineri Sunan

Said Ali Sina AZARM

168228001020

Danışman Adı

Yrd.Doç.Dr. Selim DOĞAN

Seminer Yeri ve Zamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

04/01/2018

14:00

Seminer Özeti

Dünya nüfusunun en yoğun olduğu kıyı bölgelerinde tatlı suya olan talep de her geçen gün artmaktadır. Dünya nüfusunun %50’si denizden 60 km mesafede barınmaktadır. Bu alanlardaki endüstriyel, tarımsal ve kentsel su gereksinimlerini karşılaşmak için yeraltı sularının aşırı tüketilmesi, kıyı akiferlerindeki tatlı su ile denizlerdeki tuzlu su arasındaki doğal dengeyi bozarak tuzlu suyun karaya doğru ilerlemesine sebep olmaktadır. Türkiye’de yıllardır kıyı bölgelerinde hem nüfusun hem de otellerin ve konutların sayısının sürekli artması, içme ve sulama su ihtiyaçlarının kıyı akiferlerinde açılmış kuyulardan sağlanması, aşırı su çekimi gibi nedenler deniz suyunun yeraltı suyuna karışmasına (deniz suyu girişimi, yeraltı suyunun tuzlanması) sebep olmaktadır. Bu nenenle kıyı akiferlerinde deniz suyu girişimini kontrol etmek, hem ekonomik hem de çevresel etkileri en aza indirmek için en uygun metotlar uygulanmalıdır.

Yakın zamana kadar Türkiye’nin kıyı şehirlerindeki yeraltı su kalitesinin bozulmasına neden olan sebeplerden birisi de deniz suyu girişimidir. Bu çalışmada, deniz suyu girişiminin önlenmesinde kullanılan enjeksiyon kuyularının kullanım uygunluğu ve maliyet analizi yapılacaktır.  Bu doğrultuda öncelikle çalışma alanı olarak Marmara, Ege ve Akdeniz bölgesinde yer alan toplam 9 il (İstanbul, Tekirdağ, Çanakkale, Balıkesir, İzmir, Aydın, Muğla, Antalya, Mersin) belirlenmiştir. Daha sonra illerin topoğrafik ve hidrojeolojik özellikleri araştırılarak her bir il için enjeksiyon metodunun uygun olup olmadığı maliyet yönü de karşılaştırılarak değerlendirilecektir. Bu çalışmada kıyı akiferindeki tatlı su-tuzlu su arasında hidrolik bariyer oluşturmak için kullanılan enjeksiyon kuyuları metodunda su kaynağı olarak arıtılmış atıksu öngörülmüştür.    

Anahtar Kelimeler

Deniz suyu girişimi, Enjeksiyon Kuyuları, Arıtılmış Atıksu

 

 

Seminer No: 2017-105 

Seminer Başlığı

Çatılardan Yağmur Suyu Hasat Potansiyelinin İl Bazında Değerlendirilmesi

Semineri Sunan

M.Abobakar HİMAT

168228001018

Danışman Adı

Yrd.Doç.Dr. Selim DOĞAN

Seminer Yeri ve Zamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

08/12/2017

14:00

Seminer Özeti

Şehirleşme ve nüfus artışı sebebiyle su kaynakları hızla tükenmektedir. Su kaynaklarının sürdürülebilir biçimde yönetilmesi için alternatif su kaynaklarının araştırılması son derece önemlidir. Su kaynaklarının yönetiminde yağmur sularının toplanması ve kullanımı birçok ülkede yaygınlaşmaya başlamıştır. Dünyadaki kısıtlı tatlı su kaynaklarının korunması için yağmur suyu toplama sistemleri gibi alternatif su kaynaklarına başvurulmaktadır. Dünyadaki su miktarının %3’ünü tatlı su kaynakları oluştururken %97’si tuzlu sudur. Deniz sularının arıtılıp tatlı su kaynağı olarak kullanımı henüz çok ekonomik değildir.

Yağmur sularının toplanarak kanalizasyona verilmeden değerlendirilmesi amacıyla içme suyu kalitesi gerektirmeyen evsel (tuvaletlerin rezervuarlarında) ve evsel olmayan (bahçe sulaması ve endüstriyel) kullanımlar giderek artmaktadır. Evsel su kullanımının %30’u tuvaletlerdeki sifon kaynaklıdır. Yağmur sularının toplanarak tuvalet rezervuarlarında kullanımı ile evsel su kullanımında %30 civarında su tasarrufu sağlanabilir. Çatı alanı yeterince büyük olan yerler yağmur suyu hasadı için daha efektif ve uygulanabilirdir. Üniversite, fabrika, kamu binaları ve alışveriş merkezi gibi konaklamalı olmayan geniş çatı alanlarına sahip ve tuvalette kullanılan su oranı evsel kullanıma kıyasla daha fazla olan yerlerin tuvalet rezervuarlarında yağmur suyu kullanıldığında ciddi miktarda su tasarrufu etkin bir şekilde sağlanabilmektedir. Hatta fazla miktarda yağmur suyu toplanabilen bölgelerde yeşil alanların sulanmasında da yağmur suyu kullanılabilir.

Planlanan tez çalışmasında yağış rejimi analizi ve günlük su dengesi modeli kullanılarak Türkiye’de çatılardan yağmur suyu hasat potansiyelinin değerlendirilmesi hedeflenmektedir. Bu kapsamda; il bazında herhangi bir çatıdan yağmur suyu hasadı projesinde yıllık su tasarrufu ve haznelerin optimum hacimleri hesaplanarak sistemin fayda maliyet analizi ve güvenilirlik analizi yapılacaktır. Çalışma sonucunda Türkiye’deki çatılardan il bazında yağmur suyu toplama potansiyeli ile ilgili web tabanlı bir karar destek modeli geliştirilecektir.

Anahtar Kelimeler

Yağmur suyu toplama, alternatif su kaynakları, sürdürülebilir su yönetimi, su tasarrufu, su temini, yağmur suyu hasadı

 

 

Seminer No: 2017-104 

Seminer Başlığı

Ofis, büro ve her türlü 1. Kalite hamur kâğıt atıklarının geri kazanılmasında mürekkep giderimi

Semineri Sunan

Murat Çelebi

168228001013

Danışman Adı

Doç. Dr. Esra YEL

Seminer Yeri ve Zamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

17/11/2017

10:30

Seminer Özeti

Bu seminerde; Kâğıdın hammaddesi olan selüloz ve hammadde aşamasından başlayarak kâğıdın nasıl üretildiği anlatılmıştır. Atık kâğıt iki genel grupta sınıflandırılarak tanımlanmıştır. Dünya’daki ve Türkiye’deki kâğıt üretim ve tüketim verileri karşılaştırılmıştır. Buna göre Türkiye’deki kâğıt üretiminin Avrupa ve Dünya’daki pazar payı sayısal olarak ifade edilmiştir.

Türkiye’deki kâğıt sektörünün GZFT (SWOT) analizi hazırlanmıştır. Atık kâğıtların en büyük problemi olan mürekkebin çeşitleri, baskı yöntemlerinin çeşitleri açıklanmıştır. Baskı ve mürekkep çeşitlerinin farklılığının sebep olduğu mürekkep giderme zorluğu üzerinde durulmuştur. Ayrıca mürekkep gidermenin atık kağıt geri dönüşümündeki önemi ile bu çalışmaya konu olan kâğıt türü için çeşitli giderim metotları ve bunların başarıları sunulmuştur. Devamında, mürekkep giderme ve geri dönüşüm performansına etkileri üzerine planlanan tez çalışmasının kapsamı sunulmuştur.

Anahtar Kelimeler

Atık kağıt, Enzim, Mürekkep giderme

 

 

Seminer No: 2017-103 

Seminer Başlığı

Katı Atık Depolama Sahası Sızıntı Sularının Kimyasal Çöktürmenin Ardından Foto Fenton ve Sono Fenton Oksidasyonu ile Arıtımı

Semineri Sunan

Habibullah RAFI

168228001017

Danışman Adı

Prof.Dr. Mehmet Emin ARGUN

Seminer Yeri veZamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

27/10/2017

11:00

Seminer Özeti

Dünya nüfusunun hızla artmasıyla birlikte hızlı bir artış gösteren katı ve sıvı atıkların uzaklaştırılması ve bertaraftı özellikle büyük şehirlerde önemli bir problem oluşturmaya başlamıştır. Dünyada tahmini hesaplarla yıllık olarak 450–500 milyonton evsel katı atık meydana gelmektedir. Kentsel katı atık bertaraftı için dünya çapında pek çok atık yönetimi tekniği kullanılmaktadır ancak bunların arasında düzenli katı atık depolama en ekonomik ve başarılı bir örneğidir.

Bu tür çöp sahalarının dizaynındaki en önemli amaçlardan biri de, çevre ve sağlık yönünden gelebilecek riskleri en aza indirmektir. Uygun bir şekilde inşa edilmemiş çöp depolama sahası, havayı, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının kirlenmesi ve önemeli çevresel sorunlara yol açabilir. Katı atık depolama alanından kaynaklanan en önemli problemlerden biri de sızıntı suyunun su kaynaklarını kirlenmesidir. Çöp sızıntı suyunun hem akut hem de kronik toksisite etkisine sahiptir.

Bu sorunlara gidermek amacıyla depo alanın dizaynı sırasında sızıntı sularının yeraltı ve yüzeysel su kaynaklarının kirlenmemesi için geçirimsiz taban oluşturup sızıntı suları drenaj vasıtasıyla toplayarak arıtıldıktan sonra deşarj standartlarını uygun olarak deşarj edilir.

Ancak Atıksu arıtma tesislerinde kullanılan mevcut üçüncül arıtma sistemleri kum filtrelerini ve mikrofiltrasyonu içerir ve bu arıtım metotlarından hiçbiriyle dirençli kirleticileri kabul edilebilir seviyelerde arıtmak mümkün değildir. Bu amaca ulaşmak için genellikle bir ileri arıtım basamağına gereksinim duyulur. Bu aşamada yüksek kimyasal kararlılığa ve/veya düşük biyolojik bozunmaya sahip atıksu bileşenleri için Ultrafiltrasyon, Ters ozmos, Aktif karbon adsorpsiyonu ve İleri Oksidiyon Prosesi (İOP) prosesleri uygulanmaktadır.

Bu çalışmada, sızıntı sularından yüksek KOİ giderimi için ileri oksidasyon yöntemlerinin incelenmesi amaçlanmıştır.

Anahtar Kelimeler

Fenton, Foto-Fenton, Sono-Fenton

 

 

Seminer No: 2017-102  

Seminer Başlığı

Selçuk üniversitesi yerleşkesi için sürdürülebilirlik alanında gelişim stratejisi

Semineri Sunan

Muammer Zahit ÇOKYÜRÜR

168228001015

Danışman Adı

Yrd.Doç.Dr. Selim DOĞAN

Seminer Yeri ve Zamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

27/10/2017

10:30

Seminer Özeti

Üniversitelerde sürdürülebilirlik, bir üniversitenin kaynaklarının, eğitiminin ve ekonomisinin devamlılığını sağlamak ve üniversitelerin yerleşkelerinde çevreye zarar vermeden faaliyetlerini devam ettirmesi olarak tanımlanabilir. Üniversiteler şehirlere göre daha küçük alanlardır ancak gün içinde öğrencilerin, akademisyenlerin ve yerleşke çalışanlarının günlük faaliyetlerinden dolayı küçük şehirler olarak da değerlendirilirler. Tıpkı bir şehirdeki gibi suya, atıklarının yönetilmesine ve enerjiye ihtiyaç duyan yerleşkeler de bu ihtiyaçların düzgün karşılanmaması sonucu çevreye zarar verebilir. Yine üniversitelerin “küçük şehir” olmalarından dolayı sürdürülebilirlikle ilgili çalışmaları hem kolay uygulayabilirler hem de bu çalışmaların sonucundan elde ettikleri tecrübeleri, bulundukları şehirlere daha kolay adapte edebilirler. Ancak ülkemizdeki çoğu üniversitede sürdürülebilirlik kaygısı ve eğitiminin önemi yeni yeni anlaşılmaya başladığından, sürdürülebilirlikle ilgili çalışmalar çok azdır ve dünyadaki sürdürülebilir üniversiteler sıralamalarında ya hiç yer almamakta ya da arka sıralara düşmektedir. Sürdürülebilirliğin ölçütlerinden birisi de tam bu duruma hitap etmekte ve eğitim alanında sürdürülebilirliği sağlamaya çalışmaktadır. Sürdürülebilirliği sağlamak için bununla ilgili dersler, eğitimler ve etkinlikler düzenlenip konunun ve ilginin devamlılığı sağlanmalıdır. Diğer sürdürülebilirlik başlıkları ise şöyle sıralanabilir: su, atık, ulaşım, enerji ve yeşil bina uygulamaları. Bu başlıklar bir yerleşkede sürdürülebilirliği tek başına sağlamak için yeterli değildir. Sürdürülebilirlik aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir kavramdır. Öyleyse sürdürülebilirliğin üç ana bileşeni vardır ki bunlar: çevre, ekonomi ve sosyal bileşenlerdir. Bu açıdan bakıldığında multidisipliner bir alan olduğu ve yerleşkedeki herkesi ilgilendirdiği açıktır.

Anahtar Kelimeler

Sürdürülebilirlik, sürdürülebilir yerleşke, akıllı yerleşke

 

 

Seminer No: 2017-101 

Seminer Başlığı

Endosülfan, Çevresel Etkileri Ve Sudan Giderim Yöntemleri

Semineri Sunan

Mehmet Türkyılmaz

168128001001

Danışman Adı

Yrd.Doç.Dr. Sezen KÜÇÜKÇONGAR

Seminer Yeri ve Zamanı

Bölüm Seminer Salonu – G309

23/10/2017

10:20

Seminer Özeti

İnsanlar, yüzyıllar boyunca, atmosferik, karasal ve sudaki sistemlerin, nüfus merkezleri, endüstriler ve tarımsal atıkların emilmesi ve parçalanması için yeterli olduğuna inanıyorlardı. Ancak bugün bu atıklarla ilgili iki sorun ortaya çıkmıştır. İlki büyük miktarlarda ksenobiyotik atıkların bertaraf edilmesi ile ilgili, ikincisi ise çöp sahalarında, toprakta ve su sistemlerinde biriken toksik atıkların giderilmesine ilişkindir. Pestisitler, ksenobiyotiklere iyi bir örnektir. Klorlu organik pestisitler, bütün dünyada kirletici olarak görülen ve çevre kirliliğine neden olan ana kimyasal gruplarından biridir. Birçok klorlu pestisit oldukça toksiktir ve hem insan sağlığı hem de çevre için potansiyel bir risk olarak göz önünde bulundurulmalıdır. Gelişmiş ülkeler, çevrede kalıcı olmaları, biokümülasyona uğramaları, insanlar ve ekosistemler üzerinde olumsuz etkilere sahip olmalarından dolayı organoklorlu bileşiklerin kullanımını yasaklamışlardır.  Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de endosülfan grubu da dahil organoklorlu pestisitlerin kullanımı tamamen yasaklanmıştır. Siklodin pestisit endosülfan, bütün dünyada geniş çapta kullanılan geniş spektrumlu bir pestisittir ve Amerika’da halen kullanımı tescilli olan tek siklodin insektisittir. Fazla miktarlarda kullanımı sonucunda ve çevresel taşınım potansiyeli olduğundan endosülfan kontaminasyonuna bütün çevrede rastlanmaktadır. Bunun sonucu olarak da atmosferde, toprakta, sedimanda, yüzey sularında, yağmur sularında ve besin maddelerinde tayin edilmiştir. Endosulfan, canlıların çoğuna zehirli, oldukça toksik bir kimyasaldır. Biyoakümülatifdir, çevrede kalıcıdır, uzun menzilli çevre taşınımı gösterir ve insan sağlığında ve çevrede olumsuz etkilere neden olur. Endosulfanın doğal kaynakları bulunmadığı için endosülfanın salınması bir böcek öldürücü olarak kullanımı, üretimi, taşınması ve depolanması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Endosulfan insanlar tarafından mide, akciğer ve deri yoluyla kolaylıkla absorbe edilir. Hem karasal hem de sucul türlerde endokrin bozulmasına neden olabilir. Endosulfan, nörotoksindir (sinir sistemine zarar verir), hematoksin (kana zarar verir) ve nefrotoksindir (böbreklere zarar verir). Laboratuar çalışmaları, potansiyel kanserojen (kansere neden olan) etkilerin olduğunu göstermiştir. AB'de endosulfanın kullanımı yasaklansa da, daha önceki yıllarda endosulfanın kullanıldığı ülkelerde oluşan atık su çamuru ve düzenli depolama çamuru tarihi kirlilik oluşturur. Bu nedenle, kirlenmiş bölgelerin temizlenmesi ve kullanılmayan zirai mücadele ilaçlarının yönetimi, endosülfanın üretildiği ülkelerde özellikle ilgili bir konu haline gelebilir.

Anahtar Kelimeler

Endosülfan, Çevresel Etkiler, Giderim Yöntemleri