Etkinlik Takvimi
21.09.2018

E-Posta Servisleri

Personel E-Posta
Bozdağ'da Askeri Gözetleme Kuleleri Tespit Edildi
Yayınlayan Birim
KURUMSAL İLETİŞİM KOORDİNATÖRLÜĞÜ
Yayın Tarihi: 07.08.2018 11:30:00

 

Selçuk Üniversitesi Kültür Varlıklarını Koruma Onarım Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi İlker Işık ve 8 kişilik bilim ekibince yapılan arkeolojik yüzey araştırmalarında, Bozdağ Milli Parkı ve çevresinde askeri gözetleme kuleleri tespit edildi.

 

 

Arkeolog, mimar, kimyager, harita mühendisi ve jeofizik mühendislerinin oluşturduğu bilim ekibinin interdisipliner yöntemle yürüttüğü çalışmalarda, Milli Parkın 3 bin 500 hektarlık tel örgülü alanı araştırıldı. Bozdağ’ın eteklerini kapsayan 60 bin hektarlık bölge için de çalışmalar genişletildi.

 

 

 

Işık ve ekibine göre Bozdağ Milli Parkı ve çevresinin neredeyse her yerinde tespit edilen kulelerin, Geç Roma İmparatorluğu döneminde inşa edildiği ve dağın eteklerindeki yerleşim yerleriyle birlikte Konya’nın doğu sınır hattının güvenliğini sağlamak için yapıldığı düşünülüyor. Yapılan incelemeler doğrultusunda kuleler, inşa tekniği açısından birbiriyle benzerlik göstermekte ve Bozdağ içinden sınır boylarına doğru belirli farklılıklar gösterdiği anlaşıldı. Dr. Öğr. Üyesi Işık, yaptığı açıklamada, kulelerin dağın iç kesimlerinde tek nöbetçi alanlı olduğunu ve bu kulelerin hemen yakında belirlenen antik yol güzergahlarının güvenliğini sağlamak için konuşlandırıldığını söyledi. Dağ eteklerinde, yerleşime yakın olanların ise çift nöbetçi alanlı olarak sınır hatlarında düşmanın gelişini haber vermek ve savunma sistemini harekete geçirmek için kurulmuş olabileceğini ifade eden Işık, “Birbirine paralel şekilde ve aynı yöne konumlandırılan bu kulelerin, antik dönemde özellikle doğudan Konya’ya gelecek saldırılara karşı bir haberleşme ve savunma sistemi kurmuş olup bölgede konuşlanmış olan askeri birliklerin toplanması için oluşturulmuş bir mekanizmaya sahip olduğunu düşünmekteyiz. Burası tıpkı bugünkü Dağlıca ve Aktütün gibi bir sınır karakolu hattıdır. Özellikle Milattan Sonra 3. yüzyılda da Sasani Kralı I. Şapur’un Roma İmparatorluğu’na ciddi saldırıları olmuş ve Roma’nın bölgedeki en büyük savunma yeri olan Antik Galatia ve Lykaonia sınırı arasındaki bölgeyi ele geçirmek için büyük mücadeleler yapılmıştır. Bölgede, bu saldırıları püskürtmek ve gelen düşmana karşı hızlı bir savunma mekanizması oluşturabilmek için bu kuleler yapılmış olmalıdır. Bu alanın kaybedilmesi düz bir ova üzerinde kurulu olan Konya’nın savunmasız hale gelmesine yol açacaktır” diye konuştu.

 

 

“16. YÜZYILA AİT SİKKELER BULUNDU”

Işık, yapılan araştırmalar sonucunda, Bozdağ Milli Parkı ve çevresinin, önemli bir askeri garnizon merkezi olduğunu, ticaret bakımından önemli bir merkez noktası teşkil ettiğini ve aynı zamanda dini değere sahip yerleşim yerlerinin bulunduğunu belirterek, “Yani hem askeri hem ticari hem de dini değere sahip olan Bozdağ Milli Parkı ve çevresinde yaklaşık iki yıldır sürdürülen araştırmalarda bölgenin etrafında önemli yol güzergahları ve Selçuklu dönemine tarihlenen hanlar mevcut olduğu için bölgenin, Roma döneminden İslami döneme uzanan önemli bir geçiş alanı olarak işlevini sürdürmüş olduğu belirlendi. Bu kanıyı destekleyecek şekilde, bölge içerisinde Fatih Sultan Mehmet dönemi Osmanlı sikkeleri ve 16’ıncı yüzyıla tarihlenen Hollanda ve Saksonya sikkeleri bulundu” şeklinde konuştu.

 

 

ANTİK KENTLER, ASKERİ, TİCARİ VE DİNİ ÖZELLİKLER TAŞIYOR

Çalışmalar kapsamında kilise, höyük, sarnıç ve antik yol güzergahları da tespit edildi. Araştırmalar esnasında dağ eteklerinde kurulan antik kentlerin birer kale kent konumunda olduğu ve bunların sınır kentleri olarak bir tampon bölge şeklinde olduğu belirlendi. Özellikle Yağlıbayat Mahallesi sınırları içinde bulunan Savatra Antik Kenti’nin bu yerleşimlerin başını geldiği tespit edildi. Savatra Antik Kenti, gerek askeri gerek ticari gerekse dini açıdan önemli bir stratejik merkez olmasıyla biliniyor. Araştırmalarda, Roma döneminde Likaonya ve Galatya sınırları arasında ileri karakol görevi gördüğü ve bu bölge üzerinden geçen kervan yollarının geçiş noktasında bulunması sebebiyle ticari ve askeri bir üs noktası konumunda olduğu belirlendi. Bunların yanı sıra Hıristiyanlığın Anadolu’da yayılmasıyla birlikte Bizans döneminde bir piskoposluk merkezi haline geldiği tespit edildi. Konya’nın tarihi ve kültürü açısından önemli bir yere sahip olacağı öngörülen bu çalışmaların Üniversite bünyesinde devamlılığının sağlanması temenni ediliyor.

 

 

 

ÜNİVERSİTEMİZİ SOSYAL MEDYADA DA TAKİP EDEBİLİRSİNİZ.

https://www.facebook.com/selcukuniversitesirektorluk?ref=hl

https://twitter.com/selcukrektorluk