Etkinlik Takvimi
22.09.2018

E-Posta Servisleri

Personel E-Posta
Yunak'ta 28 Şubat'tan 15 Temmuz'a Milli İrade Konferansı
Yayınlayan Birim
KURUMSAL İLETİŞİM KOORDİNATÖRLÜĞÜ
Yayın Tarihi: 01.03.2018 14:59:00

 

Selçuk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Kağan Karabulut, “28 Şubat’tan 15 Temmuz’a Milli İrade” isimli konferansta, sömürgeci devletlerin kan ve gözyaşı üzerine kurdukları medeniyetlerinin, Türkiye’de Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) örneğinde olduğu gibi dünyanın farklı ülkelerinde de çeşitli isimlerle oluşum gösterdiğini söyledi.

 

 

Yunak Belediyesi ve Selçuk Üniversitesi Yunak Meslek Yüksekokulu tarafından Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde düzenlenen konferansa, Yunak Kaymakamı Fatih Cıdıroğlu, Yunak Belediye Başkanı Abdullah Emre Demirhan, Selçuk Üniversitesi Yunak Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kadir Öztaş ve diğer protokol üyeleri, öğretim üyeleri, öğretmenler ile öğrenciler katıldı.

 

 

“VATANIMIZA, DEVLETİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ”

Açılış konuşmalarının ardından, konferansa geçildi. Prof. Dr. Karabulut, Türkiye’nin, dünyanın en önemli jeopolitik, jeostratejik konumunda olduğunu belirtti. Anadolu topraklarının geçmiş yüzyıllardan bu yana ticaret hattı ve enerji hatlarının güzergahı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Karabulut, “Dolayısıyla bu toprakları fethetmek nasıl bedel ödemeyi gerektirdiyse bu topraklara sahip çıkmak, bu topraklarda yaşamak da birçok bedeller ödenmesini gerektirir. Yeryüzünde böyle bir vatan toprağı yok. Vatan yoksa hiçbir şey yok zaten. Vatanınız yoksa ne ezanınız, ne bayrağınız, ne arınız ne de namusunuz kalıyor. Nasıl ki 100 yıl önce atalarımız Çanakkale’de bir destan yazdılar, Kurtuluş Savaşı’nda bir başka destan yazdılar. Biz de onların torunları olarak onlara layık olma adına, onların kemiklerini sızlatmadan vatanımıza, devletimize sahip çıkmalıyız” dedi.

 

 

“SÖZ KONUSU VATANSA DÜNYANIN ŞAH DAMARINI KESERİZ”

Prof. Dr. Karabulut, 15 Temmuz Gecesi’ne ilişkin şunları söyledi: “Dünyada şu an iki tane büyük güç çarpışıyor. Biri; Hak ve adalet temelli, Allah’ın nizamını dünyaya hakim kılma ve insanlığın barışa, huzura kavuşturma uhdesinde, gayesinde, davasında, iddiasında olan bizler. Diğeri iktidarlarını, sözüm ona medeniyetlerini; kan, gözyaşı ve haksız yere akıttıkları alın terleri üzerinden kuran sömürgeciler. Kimileri buna ‘küresel sermaye’ diyor. Haksızlık, kan, gözyaşı, zulüm, ahlaksızlık, fuhuş, hırsızlık, katliamdan besleniyorlar. Tüm devletleri de sonrasında 3. sınıf adamlarıyla, Fetullah Gülen gibi 5. sınıf adamlarıyla yönlendirmeye çalışıyorlar. Türkiye’de Fetullah Gülen vardı, Pakistan’da, Afganistan’da, Hindistan’da bir başkası var. Afrika ülkelerinde bu manada değerlendirdikleri, konuşlandırdıkları bir başkaları var. Biz o gece işgal ediliyorduk. 15 Temmuz’a her kim ki ‘darbe girişimi’ der, çok büyük bir hata eder, azımsamış olur. Ülkemiz, Güney’den, Balkanlar’dan, Ermenistan’dan, Gürcistan’dan, her taraftan işgal edilmeye hazırdı, niyetlenmişlerdi. Parça parça edeceklerdi. Biz Türkler merhametli bir milletiz ama söz konusu vatansa dünyanın şah damarını keseriz. O gece işte o şah damarını milletçe kestik.”

 

 

 

“BİZLERDEN BAŞÖRTÜLÜ-BAŞÖRTÜSÜZ ŞEKLİNDE TUTANAK İSTİYORLARDI”

28 Şubat sürecinin ülke ekonomisi ve sermaye piyasasına olumsuz etkilerinin olduğunu anlatan Prof. Dr. Karabulut, “İşin sadece siyasi ve askeri ayağı yok. Bir de finansal ayağı var. Ben şunu iddia ediyorum; 28 Şubat’ın finansal ve bürokratik ayağına yeterince operasyon yapılmadığı için 15 Temmuz bizim başımıza geldi. O dönemde, başörtülü öğrencilere neden dolayı ceza verdiler biliyor musunuz? Dersin düzenini bozmaktan dolayı ceza verdiler. Her derste ‘başörtülü-başörtüsüz’ diye bizden tutanak istiyorlardı. Bu ülkede yıllarca Anadolu çocuklarını hep dış kulvardan koşturdular. Kendi evlatlarını kolejlerde, şuralarda, buralarda hep iç kulvarda koşturdular. Dış kulvarda koşmaya çalışan vatan evlatlarının ayağına ise ağırlık bağladılar. Kimi zaman kıldığımız namaz, kimi zaman tuttuğumuz oruç, kimi zaman eşimizin başörtüsünü ayağımıza ağırlık olarak bağladılar. Sonra da dediler ki; ‘haydi bu yarışta birinci ol. Biz sizi eşit şartta yarıştırıyoruz.’ Fakat bu asla adil değildi” ifadelerini kullandı.

 

 

 

 

Konferans sonrasında, plaket takdimi gerçekleştirildi. Ardından, 2017-2018 Güz Dönemi’nde başarılı olan öğrencilere yüksek onur ve onur belgesi verildi. Prof. Dr. Karabulut, ayrıca öğrenciler için kitaplarını imzaladı.

 

 

 

ÜNİVERSİTEMİZİ SOSYAL MEDYADA DA TAKİP EDEBİLİRSİNİZ.

 

           https://www.facebook.com/selcukuniversitesirektorluk?ref=hl

https://twitter.com/selcukrektorluk